Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yönetim Kurulu
    • Yönetim Kurulu
    • Bilgeler Kurulu
  • İl Temsilcilikleri
  • Basında Biz
  • Amacımız
  • Kuruluş Nedenimiz
  • Anasayfa
  • /
  • Kategorisiz
  • /
  • Milli Güvenlik Meselesi – Sürdürülebilir Kalkınma — Doğukan Gültaktı

Milli Güvenlik Meselesi – Sürdürülebilir Kalkınma — Doğukan Gültaktı

9 Temmuz 2024
Spread the love

Sürdürülebilir kalkınma, 1987 yılında Birleşmiş Milletler’in yayınladığı Brundtland Raporu’nda “Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme yeteneğinden ödün vermeden, mevcut neslin ihtiyaçlarını karşılayabilmesi.” olarak tanımlanmıştır.

Bu kavram özünde, birbirleriyle korelasyon içinde hareket eden çevresel, ekonomik ve sosyal alanların dengeli bir şekilde geliştirilmesini ve korunmasını hedeflemektedir.
Tarihsel olarak bakacak olursak, sürdürülebilir kalkınma kavramı, sanayi devrimi ve sonrasındaki hızlı ekonomik büyümenin, çevresel ve sosyal etkileriyle başa çıkmak amacıyla ortaya çıkmıştır.


Sanayi devriminin dinamiklerinin oluşturmuş olduğu sınırsız ve hızlı büyüme anlayışının sürdürülemez bir yapıda olduğunu ise ilk olarak 1968 yılında kurulan Roma Kulübü ele almıştır, dünya genelindeki bilim insanlarının, ekonomistlerin, iş insanlarının ve hatta devlet
adamlarının bir araya geldiği bu bağımsız düşünce kuruluşu ekonomik büyüme ile ilgili yeni
fikirler ortaya atmıştır.

Kulüp, 1972 yılında yayımladığı “The Limits to Growth” (Büyümenin Sınırları) raporuyla geniş çapta tanınırlık kazanmıştır. Bu rapor, dünya nüfusunun ve
sanayileşmenin sınırsız büyümesinin, sınırlı doğal kaynaklar nedeniyle sürdürülebilir olmayacağını öngörmüştür çünkü seri üretim sonucu artan yüksek tüketim talebi doğal
kaynakların ve enerji kaynaklarının hızla tüketilmesine, atık üretiminin artmasına ve çevre kirliliğinin yükselmesine neden olup, çevrenin kendini yenileyebilme kapasitesini zorlamaktadır.

Roma Kulübü’ne göre doğal kaynakların dengeli bir şekilde kullanılması, çevresel etkilerin en aza indirgenmesi, toplumsal refahın artırılması ve ekonomik olarak kararlı
bir geleceğin inşası anlamına gelmektedir, kısacası ekonomik büyüme, çevre ve sosyal alanlara göre optimize edilmelidir.

Kulübün yapmış olduğu bu çalışmalar, sürdürülebilir kalkınma kavramının temel taşlarını oluşturmuş ve dünya çapında çevre bilincinin artmasına katkıda bulunmuştur.

Birçok ülke ise hem mevcut durumunu hem de geleceğini korumak adına sürdürülebilir kalkınma politikaları oluşturmuş, milli güvenliklerini, sürdürülebilirlik ile bir
arada ele almıştır.


Sürdürülebilir kalkınma ana akım iktisadın temel dinamiklerinden çok ekolojik iktisadın dinamikleriyle hareket etmektedir. Ana akım iktisat, genellikle ekonomik büyümeyi ve refah artışını temel almaktadır.

Bu yaklaşımda, doğal kaynaklar sınırsız olarak kabul edilir ve piyasa mekanizmaları aracılığıyla optimal kaynak dağılımı, kullanımı sağlanır fakat ekolojik iktisat bu görüşe karşı çıkar ve doğal kaynakların sınırlı olduğunu vurgular.

Ekolojik iktisat, doğal sermayenin korunmasını ve sürdürülebilirliğini ön planda tutmaktadır.

Sürdürülebilir kalkınma hem mevcut neslin hem de gelecekteki nesillerin refahını korumak açısından kritik bir rol oynamaktadır. Doğal kaynakların tükenmesi, çevre kirliliği, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitliliğin azalması gibi sorunlar, sürdürülebilir kalkınmanın önemini vurgulamaktadır çünkü özünde çevre iyi bir maldır, toplumun refahının önemli bir parçasıdır. Bu nedenle, sürdürülebilir kalkınma politikaları, doğal kaynakların etkin kullanımı, yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki, atık yönetimi ve çevresel koruma gibi alanlarda önemli rol oynamaktadır.


Sürdürülebilir kalkınma üç ana alanın korelasyonu ile oluşmaktadır. Bunlar, çevresel sürdürülebilirlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve sosyal sürdürülebilirliktir.

Çevresel sürdürülebilirlik, doğal kaynakların korunması, biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi ve ekosistemlerin sağlığının sürdürülmesi üzerine odaklanmaktadır.
Bu alan, doğal kaynakların aşırı tüketimini önlemek ve çevre kirliliğini azaltmak için politikalar geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Ekonomik sürdürülebilirlik ise, ekonomik büyümenin sürdürülebilir bir şekilde devam etmesini sağlamayı hedefler. Bu, kaynakların etkin ve verimli kullanımını,
ekonomik fırsatların artırılmasını ve uzun vadeli ekonomik refahın sağlanmasını içermektedir.


Sosyal sürdürülebilirlik ise, toplumun her kesiminin kalkınma sürecinden eşit bir şekilde faydalanmasını sağlamaktadır. Sosyal adalet, insan hakları, eğitim ve sağlık gibi temel
hizmetlere erişim bu boyutun odak noktalarıdır. Bu üç alan birbiriyle iç içe geçmiş durumdadır ve sürdürülebilir kalkınmanın başarısı, bu üç alanın dengeli bir şekilde yönetilmesine bağlıdır.


Örneğin, bir sanayi işletmesi atık su arıtma sistemleri ve enerji verimliliği yatırımları yaparak çevresel etkilerini azaltabilir. Bu da uzun vadede işletmenin maliyetlerini düşürür ve ekonomik sürdürülebilirliği artırır ayrıca su kirliliğinin azalması sağlık açısından oluşabilecek potansiyel
tehlikeleri azaltacaktır.

Kısacası çevre kirliliğinin azaltılması, sağlık açısından önemlidir, eğitim seviyesinin artırılması, ekonomik refah ve çevre bilinci için önemlidir, adaletin sağlanması, ekonomik istikrar açısından önemlidir, her bir değişken birbiri ile ilişkilidir.
Sürdürülebilir kalkınma özünde milli bir anlayıştır, ulusal kaynakların korunması ve verimli kullanılması ülkemizin güvenliği ve geleceği için önemlidir.

Milliyetçi bir perspektiften bakıldığında, sürdürülebilir kalkınma politikaları, ulusal bağımsızlığı ve güvenliği
güçlendirmektedir. Örneğin, yerel üretimi ve tüketimi teşvik eden sürdürülebilir tarım uygulamaları, gıda güvenliğini artırarak dışa bağımlılığı azaltabilir.
Ayrıca, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, enerji güvenliğini sağlayarak ulusal ekonomiyi güçlendirebilir.
Kısacası, sürdürülebilir kalkınma politikaları hem çevresel hem de ekonomik anlamda ulusal çıkarları koruyabilir.

Bu, yerel kaynakların verimli kullanımı, yerli üretimin teşviki ve çevresel değerlerin korunması gibi önlemleri içerebilir.

Milliyetçilik ve sürdürülebilir kalkınma, ulusal
bağımsızlık ve sürdürülebilir refah hedefleri doğrultusunda birbirini tamamlayan kavramlardır fakat yukarıda bahsedilen ekonomik adımların atılabilmesi için teknolojik gelişmeler, yenilikler ve doğal kaynak yönetimi politikaları gerekmektedir.

Örneğin, yenilebilir enerji teknolojilerinde atılacak adımlar, ulusal güvenlik açısından önemli bir yere sahiptir çünkü bu
teknolojiler enerji ithalatını azaltarak ekonomiyi güçlendirip ve çevresel sürdürülebilirliği destekleyebilir.

Ulusal güvenliğimizi sağlayacak bir diğer konu başlığı ise doğal kaynak yönetimidir. Ormanların korunması, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve korunması, ekosistem sağlığını ve toplumun yaşam kalitesini korumaktadır. Bu açıdan bakıldığında, çevresel düzenlemeler ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını
teşvik eden politikalar ulusal çıkarları desteklemektedir.

Ulusal güvenliğimizi tehdit eden çevresel tehlikeler, eğitim ve bilinçlendirilme yolu ile de önlenebilir. Sürdürülebilir kalkınma, toplumun çevresel bilinç düzeyini artırmak için eğitim ve bilinçlendirme programlarına önem
vermektedir. Eğitim yoluyla, toplumun doğal kaynakların önemini anlaması ve çevresel sorumluluklarını yerine getirmesi sağlanabilir.

Ek olarak eğitim yoluyla, özellikle yenilebilir
enerji ve enerji verimliliği konusunda teknolojik gelişmeler ve yenilikler sağlanabilir.


Sonuç olarak, sürdürülebilir kalkınma politikaları, çevre kirliliği, doğal kaynakların tükenmesi, iklim değişikliği gibi küresel sorunlara karşı etkili bir çözüm olarak öne çıkmaktadır.

Bu politikalar hem mevcut neslin hem de gelecek nesillerin refahını koruma amacı güderken, ulusal güvenliği ve bağımsızlığı güçlendirecek önemli adımlar olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizdeki enerji kaynaklarının verimliliği, doğal kaynakların gelecek nesillere aktarılması
ve korunması bir milli güvenlik meselesidir.

Önceki Yazı Sonraki Yazı

Leave a Comment Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Footer logo

Birlik ve İlerleme Düşünce Derneği İttihatçılar Ölür, İttihatçılık Yaşar.

BİRDER

  • Hakkımızda
  • Basında Biz
  • Amacımız
  • Kuruluş Nedenimiz

ADRES BİLGİLERİMİZ

Darülaceze Caddesi
Bilaş İş Merkezi B Blok Kat:3 No:33
Şişli / İSTANBUL

Facebook-f Instagram Twitter

Copyright © BİRDER. All Rights Reserved.